Başarısız Tüp Bebek Sonrası Ne Kadar Ara Verilmelidir?

Günümüz teknolojisine bağlı olarak tüp bebek tedavisinde geliştirilen birçok yöntem ile başarı şansı her geçen gün artırılmaktadır. Ancak tedavinin başarısını etkileyen değişmeyen kriterler doğrultusunda başarı kadar başarısızlıkla da sonuçlanmaktadır.

 

Tüp bebek tedavisinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından çiftlerin maddi ve manevi yeterlilikleri doğrultusunda 2- 3 ay sonra ikinci tedavi için tekrar başvurabilirler. Bu süre ilk tedaviden yumurta gelişimi için uygulanan ilaçlar ile vücudun tedavi yorgunluğunu atması için yeterli süredir. Bunun dışında tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından çiftlerin maddi ve manevi yıpranma payı da göz önünde bulundurulursa, anne adayının bir ya da iki adet siklusundan sonra tedaviye başvurması önerilmektedir. Klasik tüp bebek denemelerinde olduğu gibi bu süre mikroenjeksiyon yöntemi içinde geçerli olmaktadır. Ancak tedavi sırasında yumurtalık kisti ya da ovarian hiperstimülasyon sendromu (OHSS) ile karşılaşılmış ise, öncelikle bu sağlık sorunlarının giderilmesine yönelik tedavi adımlarının izlenmesi gerekir. Tüp bebek tedavilerinde yumurtalıkların uyarılması için kullanılan ilaçların yanlış doz ayarının yapılması sonucunda kist ve OHSS’ye neden olabilmektedir. Ancak bu durumlar ciddi bir sağlık sorunu olmamakla beraber, tedavisi pratik bir şekilde yapılmaktadır. Ayrıca kontrolsüz hormon seviyeleri yüzünden oluşum gösteren kistler, tedavi bırakıldığında kendiliğinden yok olmaktadır. Fakat meydana gelen bu geçici kistlerin kaybolmadan ya da tedavisi yapılmadan ikinci tedaviye başvurulması uygun değildir. Aksi halde tedavide kullanılan ilaçların etkisi ile kistler büyüyerek, tedavinin mutlak başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olacaktır.

 

Anne adayının yaşının bir etkisi var mı?
 

Kadınların ilerleyen yaşına paralel olarak yumurta rezevlerinin azalması ve fonksiyonelliğini yitirmesi göz önünde bulundurularak, başarısız tüp bebek denemelerinden sonra verilen aranın fazla uzun tutulmaması gerekir. Çünkü tedavinin başarısındaki en büyük rol, anne adayının yumurtalık fonksiyonları ile şekillenmektedir. Bu nedenle anne adayının yaşı doğrultusunda tedaviye erken başlanması önerilmektedir.

 

İleri yaş nedeni ile ilk denemede başarısız olanların, yalnızca bir adet dönemini geçirmelerinin ardından tedaviye tekrar başvurması gerekir. Genç anne adayları ise, maddi imkanları doğrultusunda tedaviye istedikleri zaman başvurabilir. Ancak ileri yaş faktörünün tedavinin başarısında etkin rol oynadığı gerçeğinin göz önünde bulundurulması ve bu sürenin fazla uzun tutulmaması önerilmektedir. Fakat 35 yaş ve üzeri anne adaylarının başarı açısından, fazla vakit kaybetmemesi gerekir.

 

Tüp bebek tedavisinde başarısızlık oranları nedir?
 

Tüp bebek tedavisini başarısızlık oranları anne adayının yaşına bağlı olarak gelişen faktörleri içermektedir. Kadınların doğurganlığını en verimli olduğu çağlarda tedaviye başvurması ile başarı oranı %60’tır. Ayrıca bu oran çiftlerin sorunlarına yönelik alternatif çözüm yolları ile arttırılabilir. Fakat ileri yaş nedeni ile bu yüksek başarı oranı düşmektedir. 40 yaşındaki anne adaylarının başarı oranı % 20, 40 yaşından sonraki anne adaylarında ise ciddi bir düşüş izlenmektedir.

 

Başarısızlıkla sonuçlanan tedavinin ardından çiftlerin neler yapması gerekir?
 

Öncelikle ilk tüp bebek denemelerinde başarı yakalayamayan çiftlerin hemen karamsarlığa kapılmaması ve birbirlerini suçlamaması gerekir. Çünkü ilk denemeler uzmanlar tarafından başarısızlık olarak adlandırılmamakla beraber, bir sonraki deneme için uygun tedavi şeklini belirlenmesinde yardımcı olmaktadır. Bu nedenle çiftlerin birbirlerini yıpratmadan önce bu sonucun ciddi bir kayıp olmadığını ve tedaviye devam etmelerini gerektiğini, ancak bu şekilde sağlıklı ve mutlu aile temellerinin atılabileceklerini bilmeleri gerekir. Aksi halde bu süre zarfında yaşanan çiftler arasındaki olumsuzluklar ile beraber tedavinin ertelenmesi zaman kaybı ile başarısızlığın birincil nedeni olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle çiftlerin umutsuzluğa kapılmaması, birbirlerine karşı anlayış olması ve doktorlarının tavsiyelerine uyarak tedaviyi destekleyici bir tutum ile pozitif yaklaşması önerilmektedir. İlk denemede karşılaşılan sorunlar detaylıca araştırılarak ikinci deneme sorunlara odaklı uygun tedavi yönteminin belirlenmesi ile başarısızlık büyük oranda ekarte edilmektedir.