Tüp Bebek ile Mikroenjeksiyon Arasındaki Fark

Korumasız cinsel ilişkiye girdikleri halde çocuk sahibi olamayan çiftler, aşılama, yumurtlama tedavisi alternatiflerini değerlendirdikten sonra tüp bebek tedavisine yönelmektedirler. Tüp bebek tedavisi yaklaşık 35 yıldır kısırlık sorunlarında uygulanan ve başarılı sonuçlar elde edilen bir yöntemdir. Kadının ve erkeğin üreme hücreleri alınır, vücut dışındaki bir laboratuar ortamında birleştirilir ve döllenen yumurtalar yine tıbbi bir yöntemle kadının rahim duvarına yerleştirilir. bu sayede doğal yolla gebelik elde edilemeyen çiftlerde, kadın ve erkeğin kendi üreme hücreleri ile tıbbi yöntemler kullanılarak gebelik meydana getirmek mümkün olur. Erkeğin sperm sayısının ve kalitesinin gebelik için yetersiz olduğu, kadının yumurtalıklarının fonksiyonlarının yeterli olmadığı, kadının tüplerinin tıkalı olduğu kısırlık vakaları için tüp bebek tedavisi uygun bir yöntemdir.

 

 

Klasik tüp bebek yöntemi
 

35 yıldır uygulanan tüp bebek yönteminde kadının yumurtaları ve erkeğin spermleri alınır, steril bir sıvı ile temizlenir, sağlıklı olanlar ayıklanır. Ardından gebeliğe en uygun yumurta seçilir ve erkeğin sağlıklı spermleri bu yumurtanın yanına bırakılır. Yumurtanın döllenebilmesi için yumurtanın etrafında ortalama 100 bin adet sperm olması gerekmektedir. 100 bin adet sperm kendi arasında yarışır ve sadece bir tanesi bu yumurtayı dölleyebilir. Döllenme işlemi tıpkı anne rahminde olduğu gibi doğal bir süreçte gerçekleşir. Klasik tüp bebek yönteminde erkeğin sperm sayısı, hareketliliği, olgunluğu ve kadının sağlıklı yumurta sayısı yeterliyse yaklaşık % 75 ihtimalle döllenme gerçekleşir. Ancak erkekte gerekli sayıda sperm yoksa ya da var olan spermlerin yapısal bozuklukları varsa, spermler döllenme için gerekli özelli özelliklere sahip değillerse veya kadının yumurta sayısı yetersiz ise klasik tüp bebek tedavisiyle gebelik elde edebilme olasılığı düşmektedir. İşte böyle durumlarda da mikroenjeksiyon yöntemi uygulanabilmektedir.

 

 

Mikroenjeksiyon yöntemi
 

Yaklaşık 25 yıldır uygulanmakta olan mikroenjeksiyon yöntemi tüp bebek tedavisinin başarı oranını da artırmıştır. Zira yumurta rezervi yetersiz olan, sperm sayısı, kalitesi düşük olan çiftlerin bebek sahibi olabilme ihtimali yükselmiştir. Klasik tüp bebek yönteminde yumurtanın etrafına erkekten alınan spermler bırakılır ve döllenmenin kendiliğinden olması beklenir. Ancak mikro enjeksiyonda ise en kaliteli yumurta seçilir, en hareketli, olgun, yapısal olarak en uygun sperm mikroskopik bir aletle yumurtanın içine enjekte edilir. Bu yöntemle sperm sayısı çok az bir erkek bile bebek sahibi olabilmektedir. Ancak tüm bunlardan yola çıkılarak mikroenjeksiyon yönteminin gebeliği garantilediği düşünülmemelidir, sadece ihtimali artırdığı bilinmelidir.

 

 

Klasik tüp bebek mi yoksa mikroenjeksiyon mu daha popüler?
 

Modern toplumlarda bebek sahibi olmayı isteme yaşı daha ilerilere çekilmektedir. Özellikle çalışmak, para kazanmak, kariyer yapmak gibi uğraşlar bebek sahibi olmanın önüne geçtiğinden günümüzde bireyler daha geç yaşlarda bebek düşünmekteler. Bunun bir sonucu olarak da doğal yolla gebelik elde edemeyenlerin sayısında bir artış gözlenmektedir. Zira yaş ilerledikçe sperm sayısı, kalitesi, yumurta rezervi düşmekte, bu bağlamda doğal yolla, klasik tüp bebek yöntemiyle gebe kalabilme ihtimali de azalmaktadır. İşte tüm bu sebepler dolayısıyla mikroenjeksiyon yöntemi eskiye oranla daha fazla tercih edilmektedir. Ancak hatırlatmakta fayda var ki; kısırlık sorunuyla doktora başvuran çiftler tüm tetkiklerden geçirildikten sonra, onlar için en uygun yöntem seçilmektedir.