Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Yaklaşım Trofektoderm Biyopsisi

‘’Embriyonun değerlendirilmesinde yeni yöntem!’’
 

Anne ve baba olmak isteyen her çiftin en önemli amacı, sağlıklı bir bebeğe sahip olmaktır. Ancak çeşitli durumlarda çift doğal yollardan gebe kalma konusunda sorunlar yaşabilmektedir. Gebelik sağlansa dahi, gebeliğin devam etmesi, tamamlanması söz konusu olmayabilir. Bu aşamada tüp bebek tedavi yöntemleri devreye girmektedir. Tüp bebektedavi yöntemleri, günümüzde teknolojik gelişimler sayesinde her geçen gün geliştirilmektedir. Yeni çıkan yöntemlerle de başarı oranları arttırılmaktadır.

 

Bu yöntemler arasında en etkililerden biri; daha embriyo transfer edilmeden önce genetik yapısının incelenmesi ve hamilelikten sonra çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek sorunların tespit edilmesidir. Embriyoda genetik tanı yöntemleri; anomali sahibi ya da DNA’sı hasarlı embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesini engellemektedir. Bu sayede sağlıksız gebeliklerin oluşumunun önüne henüz gebelikten önce geçilmiş olur. Genetik tanı yöntemleri düşük riskini de büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır.

 

Embriyonun genetik tanı yöntemlerine tabii tutulması için yumurta ve sperm hücrelerinin döllendirilmesi gerekmektedir. Döllendirme işlemi laboratuar ortamında gerçekleştirilmektedir. Embriyonun genetik olarak incelenmesi günümüzde üç farklı aşamada yapılabilmektedir.

 

 

Embriyo oluşumunun 1.günü kutup cisim (polar body) biyopsisi
 

Polar body biyopsisi, döllenme işleminden önce yumurtadan birinci polar cismin çıkarılması yöntemi ile ya da döllenme ardından birinci ve ikinci polar cisimciklerinin her ikisinin de çıkarılması şeklinde uygulanabilir. Bu uygulamanın olumsuz yanı ise anne adayı ile ilgili problemlerin yansımasıdır. Yaygın olarak kullanılmaz.

 

 

Embriyo gelişiminin 3.Günü hücre biyopsisi
 

Döllenme işleminden sonra embriyonun oluşumunun 3.gününde 6-10 hücreli evresinde uygulanır. 1-2 hücre inceleme için alınabilir. Günümüzde en yaygın kullanılan yöntem budur.

 

 

Embriyo gelişiminin 5.günü Trofektoderm ( bebeğin eşi) biyopsisi
 

Bu yöntem, diğer tekniklerden daha farklıdır. 5.gün embriyosunun esas bebeği oluşturan hücrelerinden alınmaz. Bu hücrelerin yanında bulunan tutunma (trofektoderm) dokusundan elde edilen hücrelerle yapılır. Günümüzde yaygınlaşan bu yöntem ile daha fazla hücre üzerinde çalışma yapılabilir. Bu sayede tek seferde birçok hücrenin değerlendirilmesi yapılabilir. Bu sayede gebelik şansı arttırılabilir.

Trofektoderm biyopsi denilen yöntemde ise bu aşamada birçok üstünlük söz konusudur.

Bu yöntem sayesinde anne ve baba adayından aktarılabilecek genetik bilgiler, embriyodan kritik hücreler alınmadan değerlendirilebilir. İlk olarak embriyolar blastosist (5. Gün embriyosu) aşamasına kadar geldiklerinde genetik anomalliğe sahip embriyolar önemli oranda kendiliğinden elenir ve başlangıçtaki embriyoların yalnızca sınırlı bir bölümü blastosist aşamasına ulaşabilir. Gelişim aşamasında elenen ve bu aşamaya geçemeyen embriyoların genetik bozukluk taşıma riski mevcuttur.

Bunun dışında genetik tanı yöntemlerinin  gelişmesi ise tüm kromozom çiftlerinin analizini sağlayan yöntemlerin (Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon – CGH gibi) kullanılması sağlıklı embriyoların daha iyi seçilmesine olanak sağlanır. Bu sayede de hamilelik oranları yükseltilir ve düşük riski düşer.

Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon yöntemi sayesince hücrede bulunan DNA miktarındaki değişiklikler tespit edilebilir. Bu sayede tüm kromozom bölgelerindeki artma ya da azalmalar tespit edilebilmektedir. Mikroçipler aracılığı ile uygulanan bu yöntemin sonuçları oldukça güvenilirdir.

 

‘’TROFEKTODERM BİOPSİSİ İLE DAHA GÜVENİLİR SONUÇLAR!’’
 

Polar body ve blastomer örnekleri ile uygulanan PGD yöntemlerinde DNA’nın sınırlı olması sebebiyle PCR konusunda yanılmalar söz konusu olabilir. Trofektoderm biyopsisinde daha fazla hücre kaynağını değerlendirmek (3-7) mümkündür. Bu sayede hata riski daha azdır.

Bu yöntemin diğer avantajı ise blastokist aşamasında uygulanan biyopsi gelişimsel olarak en seçkin embriyo ile uygulanmaktadır. Bu sayede de gebelik oranları arttırılmaktadır.Bunun yanında daha az sayıda embriyo yeterli olduğunda, PGD masraflarının azalması da söz konusudur.